19ocak
evet, politize bir duvar değil burası, fakat okuyacaklarınızı politik-siyasi içerikli değil, insanlık namına değerlendirin isterim…
adaletin yüceliğini nitelik olarak büyüklüğüyle bir bina dikerek ancak içini boş tutarak karıştıran bir devletin duyarsızlığının, hayatlarımızdaki yerini yoğunlaştırması çabalarına, tam 5 yıl önce bir can kaybederek bin defa üzülmüştük.
bugün ülkede hiçbirşeyin değişemeyeceğine dair, türlü yasakların tepelenip önümüze konmasıyla başlayıp, artık selam vermenin bile, potansiyel suçlu yerine konma paranoyasının yaygınlaştığı bir ortam sayesinde, karamsarlık bir kere daha baskın çıktı…
5 sene önce ölen, “ben hiç bir milliyetin ırkçılığını yapmam, yapamam, yapanla aynı yerde bulunamam” diyen erdemli bir insanın nefes alıp verme özgürlüğü planlanarak elinden alındı…
kimimiz ismini duymuş takip etmiş ve biliyordu, kimimiz yeni haır neşir olmuş, “insanlık”tan başka birşeyi savunmayan bir ağabey olduğunu öğrenmişti hrant dink’in.
seneler evvel uğur mumcu katledildiğinde ne hissettiysek, dağlanarak karşımıza yine aynı tablo çıktı. belki yine seneler evvelinde abdi ipekçi ile, belki daha da öncesinde ana-babalarımızın hatırladığı ve anlattığı daha nice isimler, bizlere bir “tekerrür utancını” hatırlattı.
çocuklarımızın, aynı şeyleri yaşayarak büyüyeceği bir ortam olmasına bir dur demek gerekiyor. ya da dur diyecek insanların varlığını hatırlatmak. az da olsak, çok iyi niyetli olduğumuzu hatırlatmak.
19 ocak 2012′de, tam 5 sene sonrasında, sadece hrant dink için değil, komşunuzun, öteki şehirdeki kuzeninizin öldürüldüğü haberini duymamak için, insanlığın katledildiğini unutmamak için, taksimde 13:00′da biraraya gelecek müslüman, hıristiyan, yahudi, türk, kürt, ermeni; “insan insana” biraraya gelinecek.
hrant dink’in, “içimize işlenmiş öfkeyi, biraraya gelerek yokedebiliriz” söylemini, her dilden, kulaktan, gözden insanlar olarak özümseyip birbirimize hatırlatabilmek için görüşmek dileğiyle.
